“Yaşasın bağzı şeyler”

Bu ay her yer bir şeylerdi. İşe fazla kanalize olamadıysak da plazacılar olarak belli konularda, belli bir randıman yakaladık. Şimdi hedef, sürdürülebilir kafa açılması.

Bizim plazada ne var, ne yok? Şöyle özetleyeyim:

Geçen sabah masamda bir kitapçık buldum. Üstünde Plaza ve Büro Çalışanları İçin Hayatta Kalma Rehberi yazıyor. “Pazartesiden nefret ediyorsan, serviste uyumaktan boynun tutulmuşsa, cumartesiler bana kalsın diyorsan, çalışırken çocuğun için endişelenmek istemiyorsan, canın sıkılıyorsa ve kendini yalnız hissediyorsan, hayatını değiştirmek için bir kitap okumayı bekleme: Kaç Bize Gel diyen bir oluşum tarafından basılmış. İş güvencesi, toplu sözleşmeli sendika hattı, kadın çalışanlar için ayrımcılığın engellenmesi, çalışan ücretlerinden kesilen vergiler gibi konu başlıkları var. Ve benim, daha önce böyle şeyler durmayan masamda duruyor. Dürüstçesi, bizim buralara pek böyle şeyler girmezdi.

Bu kadar da değil. Kitapçıktan kafamı kaldırıp bilgisayarıma baktığımda bu taraklarda hiç bezi olmayan bir çalışma arkadaşımın Plaza Eylem Platformu’nun bir duyurusunu retweet ettiğini görüyorum. Önceleri binada ne platform ne de muadili bir yapının esamesi okunurdu. Kapı önü sigarasına giderken daha önce katıldığı bir panelde Tanıl Bora’dan duyduğu prekarizasyon kavramını arkadaşlarına anlatan birinin yanından geçiyorum. Daha önceleri kapı önünde Tanıl Başgan’ın spor yazılarından gayrısı pek mevzu edilmezdi.

Öğle arasını, komşumuz olan bir kısım medya plazasının önünde duran insan olmak için feda edenler saatlerini ona göre ayarlıyor. Food court’lara insan taşıyan servisler hiç böyle boş kalmazdı.

Bir ara evden işe, işten parka, parktan barikata, barikattan eve, evden yine işe şeklinde dönen bir çembere kapıldıydık bu ay. Şu anda da çoğumuz evden işe, işten foruma, forumdan eve, evden işe halindeyiz. Açık konuşalım; buradakilerin çoğu sosyal medyada hashtag kullanmaktan öte bir protestoya bugüne kadar pek kalkışmazdı. Her şey başladığında, bir gece yarısı köprüde İK’dan bir elemanı, Akaretler’de gazdan kaçarken de yıllarca beraber çalıştığımız sürede söylediği tek politik cümle “Turgut Özal çok tontondu” olan eski iş arkadaşımı az ötede koşarken görmüştüm. Üniversiteden o zamanlar sadece Galatasaray konuştuğumuz bir arkadaşla hırdavatçılar çarşısında maske ararken karşılaştık. Hiçbiriyle dışarıda görüşmek, beraber bir şeyler yapmak gibi bir alışkanlığımız pek yoktu.

Hasılı, bizim buralarda acayip işler oluyor. Ve açıkçası, bizim buralarda böyle şeyler pek olmazdı.

GQ Online Yaşam Rehberi

Samet Altan Dargın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*