KBG Hukuk | Hanım Koş Acun da Sendikalanacak – İzzet Otru/ Birgün

“Sendikalanmak”… Böyle bir kelime var mı Türkçe’de ben bilmiyorum. Şöyle bir baktım, galiba yok. Olsun, mesela sendikayla sobelemek gibi bir kavrama karşılık terminoloji önerdim diyelim ve mevzuyu sulandırmayalım. Şimdi efendim, bir egemenler kapışması yaşandı yakında hala polemiği devam ediyordur diye tahmin ediyorum.

Kaya Çilingiroğlu, tazminatsız(?!) işten çıkarıldı diye, Acun’a bir yerlerde laf etmiş. Bunun üzerine de TV8 açıklama yapmış (Açıklamaya karşın, bu tepişenler için değil ama basın emekçileri için birkaç hukuki cevabı aşağıda vereceğim). Şimdi, o açıklama sonrasında Mr. Çilingiroğlu’nun golf topu almak için kullacağı ya da arabasını yenilemek için kullanacağı tazminatının peşine düşerken, kendisi gibi işten çıkarılan basın emekçilerinin tazminatları için tek kelime etmeyip mağdura yatmasına kocaman bir alkış. Ve dahi ayrıca kendisine Acun’la birlikte, sevgi saygı sundum. Siz anladınız.

5N1K 1S

Bunlar burada tepişirken, Türkiye Gazeteciler Sendikası, çok anlamlı bir kampanya başlattı. Gerçek habercilik için 7 koşul sayıyor. Biz 6 biliyorduk değil mi. Ne büyük yanılgı. 6 koşul iyi gazeteci olmanızı sağlar ama, 7. koşul özgürlüğünüzü, örgütlülüğünüzü ve hatta belki de güvenliğinizi. Tarih zaman zaman bu mücadelede, yaralar alınmasına da yol açmış olabilir. Ahmet Şık’ın başına gelenler gibi. Ama işte mücadele böyle bir şey sanki.

İlk 6 koşul; 5N1K. Bunları açıklamak haddime değil. Gazetemin usta gazetecileri bu koşullara birkaç kelam ederler elbet. Ama mevzu bir de 7. koşulda “S.” Yani, 5N1K1″S” — yani sendika. Sadece gazeteciler için değil, her sektör için aynı 7. koşul geçerli. Mesela hekimler için Hipokrat Yemini + Sendika. Hipokrat yeminine bağlı kalırsanız iyi hekim olursunuz, sendikalı olursanız daha da iyi bir hekim olursunuz çünkü korkularınızla başedebilirsiniz, ayrıca özgür olursunuz.

TGS de gazeteciler için bunu vurgulamakta, çok da güzel yapmakta. Sayfalarını ziyaret etmenizi şiddetle öneririm. Kampanyalarına destek olmamamızın bir yolu vardır belki, bir baksak mı… www.tgs.org.tr

Dönelim Acun – TV8 hikâyesine.

Çilingiroğlu tazminatımı vermediniz ininize ayı girsin minvalinde bir şey demiş mi bilinmez ama, kızmış. Bunun üzerine belirttiğim gibi TV8 bir açıklama yapıyor. Meraklısı şu linkten bakabilir:

Ama, bu açıklama hukuki tahrifata gebe olması bakımından mühim. Bu kısmın devamından Mr. Çilingiroğlu da faydalanır mı bilmem ama, yanında durduğumuz kişi kendisi değil bilsin. Bir çok basın emekçisi işten çıkarıldı. Bizim desteğimiz onlara ve nicelerine. Destur Kaya kbg-sendikaBey. Açıklamanın şu kısmını hukuken değerlendirelim “Kanalın önceki sahibi Sayın Mehmet Nazif Günal Bey ile yapılan protokol gereği, yeni yönetimce devam ettirmeme kararı aldığımız tüm programlar için olduğu gibi, söz konusu programın da sonlandırılmasından doğan hukuki hakları ve tazminat talepleri eski yönetimi ilgilendirmektedir ve mevcut yönetimin sorumluluğu dahilinde değildir,” yavaş gel! Açıklamayı kendi kafasına göre Acunumtrak TV8 yöneticileri mi yaptı hukukçuları mı yazdı bilmem. Tek bir şey bilirim, burada iki durum var 1) İşçiler eğer, Acun yasal olarak kanalı aldıktan sonra işten çıkarıldılarsa kusura bakma Aaacuunnn canımızı sıkıyooorsun! Neden, çünkü, işverenin değişmesi işçiyi hiç ırgalamaz arkadaş. Nokta. Son işverensen, her bişeyden full konsept sorumlusun bir daha nokta. 2) Eğer işçiler, kanal teslim edilmeden çıkarıldılarsa o zaman biraz haklılık payın var hukuken (bkz. liberal kapitalist sistem hukuku). O zaman da, söylenecek başka bir söz vardır da yeri değil. Ne yapalım, hukuken yapacak bir şey olmasa da, seyretmeme ve seyrettirmemek için demokratik kampanya hakları ne güne duruyor.
Bir şey daha eklemek gerek, Acun ile Zorlu’nun aralarındaki anlaşma, 3. kişileri, yani işçileri, emekçileri hiçbir şekilde etkilemez. Haliyle, sorumluluğumuz yok minvalinde Acun’un ve haliyle TV8’in verdiği cevap hukuki karşılığını burada bulamıyor. Açıklamada, “biz kanalı almadan işçiler çıkarıldı” denmemiş. O zaman bu işten çıkarmaları Acun bizzat yaptı anlamı çıkmakta. Ama satış tarihlerini, devir tarihlerini bilmediğim için olasılıklı yazdım.

Şimdi, eğer TV8 çalışanları topyekün güçlü bir sendika çatısında sendikalı olsalardı, Acun o kanalı muhtemelen almazdı. Ya da alır almaz daha sert bir ava girişirdi bu muhakkak. Eşyanın tabiatı bu. Ama, oradaki tüm işçiler sendikalı olsalardı, Acun kanala girebilir miydi çok emin değilim. En kötü işçiler belki kendileri yönetirdi kanallarını. Örnekleri yok değil. Haliyle, bir musibet, bin nasihat denklemleri içinde “Acun sendikalansın” acilen dileğinde bulunuyorum.

Son söz, TV8’ci yöneticiler (evet patron fanatizmi), Hülya Hanım’ın eski kocasının (hep kadın mı kocasının adı ile eşi, karısı diye anılacak) açıklaması için “zamanlama manidar” falan dememiş. Kanalının tüm habercilerini kapı önüne koyunca, haberlerden uzak mı kalmış ne… Ustalarından öğrenecekleri var daha belli.

[Yazı Birgün’den alınmıştır. Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz.] 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*